biSGen

12/3/2009 - o diyor ki bana, bana diyor ki o...

Kategori: deneme

 


bana diyor ki o ; "Sen yazmayan bir kaLemsin!"


bana diyor ki o ; "sen açmayan bir çiçeksin, dikenLere sevdaLı!"

bana diyor ki o ; "sen esmeyen rüZGar, tutmayan, dokunmayan eL, bakmayan göRmeyen göZsün ve kuLaksın hiç duymayan!"

bana diyor ki o ; "Sen bir yetişkinsin ama hiç doğmamışsın, doğmuşsan da yetişmemişsin!"

oysa ben insanım... sıradan mı sıradan kLasik bir insanım. Hiç biLinmeyenLi denkLemim. Her tarafı su(R)Larla çevrili bir adayım: ne yeraLtı, ne yerüsTü kaynakLarı olmayan biR adayım. Rüzgâr esmez ama fıRtınam eksik oLmaz içimde. Evet doğRudur, üzerimde insan da yaşamaz, yaşayamaz ! SuLarım çaĞLamaz, bir iki cıLız dere akaR sadece... içiLmez, kan renGi akar çünkü...

kimsem yok, sen gibi
sen varsın biR tek, ben gibi
senin de sesin yok, sesinde soLuk yok
boyun uzun ve inciSin
rengin kadeRin gibi siyah, simsiyah, ziFiri karanlık
ısLık biLe çalamazsın
evinde yanmaz, tütmez ocakLar

senin saÇLarın biLe yok
kapın hep kiLitLi
pencereLerin hep kapaLı, odalarınsa çok kapıLı
çünkü senin göZLerin biLe yok!

hiçBiR misafiRin yoLu düşmez sana, yerçekimine inat uĞramaz sana..

ya da bana

anLayana...

anLasana!...

 

not: bu yazıyı 2 aRaLık 2007 tarihinde şurada da payLaşmıştım....faRkettim de, zaman ne de çabuk geçiyor öyLe değiL mi

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/9/2008 - intihar günlükleri

Kategori: deneme
ve o gün başladım bu hikayeyi yazmaya... hatırlıyorum, dün gibiydi; düne ait tüm tasvirleri içeren metalik gri bir gökyüzü vardı. Bunlar bulut muydu, yoksa ben mi o bulutları oraya çizmiştim, orası meçhul... Beynimin içinde derin bir kuşku; bir intihar kuşkusu ve paradoksal bir hâl olarak müthiş bir yaşam coşkusu...

( ... )

intihar : tek başına, yani bu en yalın ve kelime olarak 7 harfli haliyle bile yaptığı çağrışımlarla derin ve uzun bir hikaye zaten!

( ... )

... ve o gün koydum bu hikayenin adını : intihar günlükleri...

( ... )

.... sıradan bir günün sıradan yakarışlarıydı içimde duyduğum o garip sesler. oysa sıradan olmanın soylu tadını biliyordum. ama bildiğim bir diğer şey, bilmenin hiçbir meseleyi çözmek için yetmediğiydi, tıpkı sevmek gibi... fiziksel bir acı daha dayanılır bir şey dedim kendi kendime ve başladım kendimce acımı tarif etmeye. be ademoğlu tarif etmenin tahrip etmek gibi sonuçlarından da mı bi habersin sen. ne me lazım dedim seslice. yanımda yürüyen fötr şapkalı ve niyeyse dede sıcaklığını almak istediğim yaşlı adam bana baktı ve ne dese beğenirsiniz ; " bu kuşak hep böyle zaten! ne me lazımcı!..."

( ... )

Dede, adı üstünde dede işte, hayat mı onu okumuş, o mu hayatı bilmiyorum ama hemen yapıştırıverdi cevabı : " Herşeye bir isim arama evladım, yürümene bak sen. Önemli olan bu sokakların isimleri değil, bir yere çıkıp çıkmadıklarıdır!"

( ... )

ya da neler yazmamaLıydım? Çünkü insan deniLen ucube yaratık, yani ben, yani sen, bu kara zemin üstündeki beyaz yazıya gözlerini dikmiş ve o sembollleri soyutlayıp anlamlandıran yaratık.... biz seçtiklerimizle varız ve pek tabii olarak seçmedikLerimizLe...

( ... )


"hayatımız, aslında yanılgılarımızın tarihidiR!" diyordu bir öğRetmenim... beLKi bir paRadoKS ama yanıLıyor muydu ne?... yanıLmayı seviyoRum oysa ben... taş gibi yeRinde otuRup duRmaktansa, kuş gibi ziRveLeRe sevdaLıyım ben.. taşın, kuşun deRdine yandım, gün oLdu güL oLdum , gün oLdu küL oLdum...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kişi-seL

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
mybisgen
ersinbisgen
ademreis66